Hükümet, yatırım iklimini iyileştirmek amacıyla açıkladığı yeni vergi düzenlemeleri ile yurtdışı kaynaklı gelir ve kazançlardan 20 yıl boyunca vergi alınmayacağını duyurdu. Bu gelişme, yurtdışı sermaye sahipleri ve yerli işletmeler için önemli avantajlar sunmayı hedefliyor. Ancak, ekonomistler bu adımların seçim ekonomisi bağlamında bir strateji olduğunu ve yükün yine yurttaşlara yükleneceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Ofisi’nde gerçekleştirilen Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nda yaptığı açıklamalarda, global ekonomik düzenin değiştiğini ve Türkiye’nin yeni çok kutuplu dünya düzenine uyum sağlaması gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda, İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) transit ticaret ve yurtdışında gerçekleştirilen mal alım-satım işlemlerinden elde edilen kazançlarda vergi indirim oranının %50’den %100’e çıkarılacağını bildirdi. Ayrıca, İFM dışında kalan transit ticaret faaliyetlerinden elde edilen kazançların %95’inin de vergi dışı bırakılacağı belirtildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşıması durumunda, İFM içinde elde edilen kazançların %100’ünün, diğer alanlarda elde edilen kazançların ise %95’inin kurum kazancından düşülebileceğini ifade etti. Ülkemizde vergi mükellefi olmayan kişilerin Türkiye’ye gelmesi durumunda, 20 yıl boyunca yurtdışı kaynaklı gelirleri üzerinden vergi alınmayacağı da açıklandı.
Yeni düzenlemelerle birlikte, indirimli oranla uygulanan kurumlar vergisi oranının imalatçı-ihracatçılar için %9’a, yalnızca ihracat yapan şirketler için ise %14’e düşürülmesi ve yurtdışında bulunan paranın, altın ve menkul kıymetlerin %2-3 oranında vergiyle Türkiye’ye getirilmesine olanak tanınması hedefleniyor.
Ekonomist Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, bu düzenlemelerin bütçe açığını artıracağı ve vergi yükünün tekrar gelir düzeyi düşük kesimlere yükleneceğini belirtti. Bu adımların seçim yaklaşırken vergi indirimleriyle Anadolu sermayesini memnun etme çabası olduğunu kaydetti.
Dr. Levent Dölek ise, vergi indirimlerinin ekonomik canlılık yaratacağına dair argümanın gerçeği yansıtmadığını ve yabancı sermayeye sağlanan imtiyazların sorunları çözmekten uzak olduğunu vurguladı. Prof. Uğur Emek de, sağlanan 20 yıllık sürenin uzun vadeli sermaye talepleri gerektirdiğini, bunun yanı sıra hukukun da gerekliliğine dikkat çekti. Emek, 2023’te uygulanan vergi indirimlerinin beklenen etkiyi yaratmadığını ve yabancı sermayenin yerli şirketleri satın alma yoluyla geldiğini, ancak bunun dış ticaret açığı ve işsizlik sorunlarına çözüm sunmadığını dile getirdi.
Bu düzenlemeler, Türkiye’nin gelecekteki ekonomik stratejileri açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.